Türkiye'nin ve Dünyanın En kapsamlı

Haber

Sitesi : global-haber.com
admin 16 Mart 2018

Türkiye’nin Avrupa ile ilişkileri köklü ve uzun bir geçmişe dayanır. Anadolu bir Türk yurduna dönüştüğünden itibaren daha 11nci yüzyılda Avrupalılar bu topraklara “Turchia/Turquie” (Türkiye)  diye haritalarında bile yer vermiştir. O zamandan bu zamana savaşlarla, ticaretle, siyasi çekişmeler ve işbirlikleriyle takriben bin yıl geçmiş. Avrupa ile ilişkilerimizi var olup-olmama savaşlarına karşın kesmemiş bir ülkeyiz. Bundan sonrada kesmeyeceğimiz aşikâr. Birbirini yüzlerce yıl savaşlarda katleden Avrupalı milletlerin 20. Yüzyıldaki en büyük projesi Avrupa Birliği ile kan ve kaynak kaybetmeye son vermeleri önemli bir başarıydı. Fakat dünde yaptığınız olumlu işleri bugün devam ettiremezseniz yarınların olumlu devam edeceğinin garantisi yoktur.

AB kapısında bizim kadar bekletilen başka bir ülke daha yok. Haliyle Türk halkında AB’ye karşı olan inanç ve katılım arzusu günden güne azalmakta. Oysa devam eden müzakereler var ve 2002’den bugüne çok yol kat ettik. Fakat güncel süreçte Avrupa ülkelerinin bazılarının PKK, DHKP-C ve FETÖ gibi terörist örgüt mensuplarının ülkelerinde faaliyetlerine ses çıkarmamaları, terör suçlularını kendi hukuk sistemlerinin üzerine topu atarak iade etmemeleri vb. birçok dostluğa yakışmayan tutum halkımızın nezdinde AB’ye karşı negatif etki yapıyor. Artık her dediklerine boyun büken bir Türkiye olmadığı için çıkarları çakışınca iyice tersleşen ve karşısında güçlü bir Türkiye bulan bazı AB ülkeleri iç politikalarının da etkisiyle milliyetçi ve hatta İslam karşıtı söylemlerin etkisinde kalıyor. Tabi bunu tüm Avrupalı siyasetçilere ve destekçilerine mal edemeyiz.

Afrin’e gerçekleşen “Zeytin Dalı Operasyonu” devam ederken, Türk halkı AB’ye karşı iyice karamsar bakmaya başlamışken ve ABD’nin YPG/PYD’ye mantıksız desteği garip bir şekilde hala sürüyorken ve Kudüs konusunda aldığı kararın ve BM’de oylamayla bunun aksi yönde aldığı kınama kararının etkileri sıcaklığını korurken bu hafta başı bendenizin de Sayın Cumhurbaşkanımızın davetiyle iştirak ettiğim kendisinin Vatikan ve İtalya temaslarında çok önemli konular müzakere edildi.

İlk durağımız Roma Şehri’nde bulunan ve Dünya’nın yüzölçümü olarak en küçük 2nci devleti olan Vatikan’dı. 2013 yılında altı yüzyıl sonra bir Papa’nın (XVI. Benedikt) yaşarken bu görevden ayrılmasıyla şu an başta bulunan Fransuva (Francois) Papa ve devlet başkanı seçilmiştir. Vatikan 0,44 km2’lik yüzölçümü ve 800 kişilik nüfusuna karşın 1,2 milyar kişilik Katolik toplumunu temsil etmektedir. Vatikan’a Cumhurbaşkanı seviyesinde ilk ziyaretimiz rahmetli Celal Bayar tarafından 1959 yılında gerçekleşmiş ve bugüne kadar Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyaretine kadar farklı düzeylerde ziyaretler gerçekleşmiş. Bizde zamanında AB Bakanı olarak Vatikan’a resmî bir ziyaret gerçekleştirmiş hem AB sürecimiz için destek almış hem de o zamanki Papa’nın Mavi Marmara vahşeti dolayısı ile İsrail’i sert bir dille kanamasını sağlamıştık.

Paylaş

Leave a comment.

Your email address will not be published. Required fields are marked*